Bilinçli Online Oyun Tüketimi

Daha önce Türkiye’de Free2Play Oyun Pazarı başlıklı yazımda Türk oyunseverlerin bilinçsiz tüketimleri konusunda bazı yorumlarım olmuştu. Konu üzerinde herkesin farklı yorumu olacaktır. Bu yorumların büyük bir çoğunluğu ana konular için ortak paylarda birleşse de, konuların önem sıralaması çok farklı olacaktır. Bu yazıyı yazan kişinin, oyunların hem yayıncı, hem yapımcı tarafından geldiğini ancak Avrupa çıkışlı şirketlerle çalışmış olduğunu da değerlendirmeye katmak gerekir. Türkiye’deki sektörel gelişmelere zaman zaman uzak kaldığım ve her zaman objektif olamayacağım unutulmamalıdır. Zaten sektörden gelen hiçkimse her zaman objektif olduğunu iddia edemez.

Bilinçli oyun tüketimi nasıl olur?

Öncelikle bireyin kendisinde başlar. Oyuncu kendi zevkini doğru sorgulayabilmeli ve fazla hoşlanmadığı oyunları fazla vakit harcamadan bırakabilmeyi öğrenmelidir. Nasıl bir kitap sevilmemesine rağmen sadece para verildiği için okunmamalıysa, ve kenara bırakabilinmeliyse; oyunlar da aynı şekilde görülmelidir.

İyi de ben sadece Türkçe oyun oynayabiliyorum ve seçeneğim çok az demek için artık çok geç. O devir kapandı. Türkiye yıllarca çok kalitesiz olan oyunlara bile sadece dil destekleri yüzünden katlanmak zorunda kaldı, tabii ki özellikle çevrimiçi oyun sevdalıları! Sadece oyuncular değil, bunu değiştirmek için yıllarını veren bizler de. Ve biliyorum ki 2011 senesine kadar birçok önemli oyun şirketi başta EA Türkçe’yi önemli bir dil olarak görmüyordu. Bu konuyla ilgili ayrıntılı bilgi vermem iş gizliliği dolayısıyla söz konusu olamaz ancak birebir yapmış olduğum çalışmalardan dolayı biliyorum.  Ancak bu da değişti! Bknz: Battlefield Heroes Online Türkçe; her ne kadar çevirisi çok kötü de olsa. Bu sadece başlangıç. Göreceksiniz ki  1 sene içersinde Gameforge gibi vasat oyun yapan şirketlerin oyunları gereksiz olacak ve pazardan çok hızlı bir şekilde kaybolacaklar. Ayrıca son yıllarda Türk Telekom bünyesinde yürütülen altyapı çalışmaları kötü oyunların oynanma zorunluluğunu azaltmaya yönelik önemli katkılar yaptı. Böyle oyunları oynayanlar,  bu sınıfta oyunlara nasıl bu kadar vakit harcadıklarını sorgulamaya başlayacaklar. Zamanında çok normal olan bu tarz oyunlar, ki ben de vakit harcadım, artık kullanışsız bir hal aldılar; yeni limanlara yelken açma vakti geldi de geçiyor bile. Kafanızdaki markaların değişme vakti geldi!

Tamam, biliyorum ne istediğimi ve alternatifim de çok diyecek olursanız. İşte o zaman bir oyuncu olarak düşünmeyeceğiniz ama sektörden gelen kişilerin önem verdiği konular devreye giriyor, bu noktada yazının başında bahsettiğim şekilde bizlerin objektif olması imkansız; ama yine de:  Yabancı şirketler,  örneğin Sobee’nin Türk oyun sektörü için yaptığı çalışmanın 10’da biri desteği veriyor mu? (Vermiyor tabii ki) Veya Peak Games, Gamester gibi şirketleri duydunuz mu? Bu şirketlerin arkasında kimler var, biliyor musunuz? Bunun haricinde yine piyasada yer alan, daha tam olarak sektörel faaliyet içine giremeden diğer şirketlerle uğraşmaya çalışan veya küçük çıkarlar için başka şirketleri tehdit eden Türk oyun şirketlerinden haberiniz var mı? Bilişim çağındayız ancak Türk bilişim sektörünün bir parçası olan oyun sektörümüz hangi sorunlarla mücadele ediyor ve mevcut şirketler bu sorunların neresinde yer alıyor?  İşte bunları sizler oyuncu olarak belki bilemezsiniz ancak bazı prensipler edinmek yine de iyidir.

Benim sizlerden alabanda olarak tek dileğim,  oyunlarınızı bilinçli seçmeniz, severek kaliteli oyun oynamanız ve diğer oyunlardan yol yakınken vazgeçmenizdir.

Posted in Oyun | Tagged , , , | 1 Comment

“Oyun Hizmetleri” Kavramı Kimlere Hizmet Ediyor?

İnternette son yıllarda reklamlarına bolca rastladığımız bir ürün başlığı “Oyun Hizmetleri”…

Sağlayıcılarına ciddi kazanç kapısı olan, kayıt dışı ekonomideki payı günden güne artan ve bir çok internet sitesinde gururla sunulan bu hizmetin içeriği konusunda; online oyunlarda günün stresini atmaya çalışıp, yüzlerce binlerce bot karakter nedeniyle daha çok strese giren oyuncuların az çok fikir sahibi olduğunu zannediyorum…

Yine de bu hizmete konu olan ürünlerin nerden nasıl geldiği konusuna değinmeden edemeyeceğim.

Bunca oyun parası nasıl elde ediliyor?

Yaygın olarak kullanılan birden çok yöntem mevcut olsa da en belirgin olanları; otomatik olarak hareket eden “bot” dediğimiz karakterlerin oyun sunucularında 7/24 kazandıkları oyun eşyalarını pazarlarda satarak elde ettikleri oyun paraları ve şifre güvenliğini sağlayamayan oyuncuların hesaplarının soyularak, item dediğimiz oyun eşyalarının yine oyun içinde kurulan pazarlarla, değerinin çok daha altında hızlı bir şekilde oyun parasına çevrilerek elde edilen oyun paralarının depo hesaplarda toplanarak satışa hazır hale getirilmesi…

Özellikle en iyi hizmet bizde diye reklamlarını gururla yapan “Oyun Hizmeti” sunan şirketler, üretici şirketler konumunda. Yani doğrudan oyun içi ürünleri kendileri üretip!!! oyunculara arz etmekteler. Bunun yanında, bu şirketlerden piyasa fiyatının biraz altında toptan aldığı ürünleri pazarlayan küçük firmalar da mevcut.

Çocukları hack programı kullanarak hızı oyun parası elde etmeye yöneltip, elde ettikleri oyun paralarını komik rakamlar ödeyerek alarak, bu kaynağa dayalı oyun hizmeti sunan internetcafeler de mercek altına alınması gereken ortamlar. Aynı zamanda oyun hizmeti üreten firmalardan bayilik alarak söz konusu asalak saadet zincirinin en işlevsel kollarından birini de iş yerlerininde bu ürünlerin satışını yapan internetcafeler oluşturmakta.

Bu hizmetlerin oyunlara ve oyunculara zararları:

- Bu işteki kolay kazancı farkeden şirketlerin, daha fazla kazanç için her gün daha fazla bot hesap oyuna sokması ile, gerçek oyuncuların sunucularda hareket edemeyecek duruma gelmesi, aşırı lag…
- Sunucularda piyasaya sürülen çok fazla oyun parası nedeniyle meydana gelen dengesizlik yüzünden, hizmet alımı yapmadan oyunda gelişemeyecek duruma gelen oyuncular…
- Soyulmalar ve hesap hırsızlıkları yüzünden oyuna devam edemeyecek duruma gelen oyuncular…
- Aslında ücretsiz olan oyunları, kendilerine ödeme yapmadan oynanamaz hale getiren, ödeme yapanların da keyif alamayacakları kadar sunuculara zarar veren ve tüm bunları gururla sunan kan emici firmalar

Neden bunlara karşı mücadele edilmiyor veya edilemiyor?

Aslında teknik olarak, bazı şirketler bu kan emicilere karşı çok ciddi şekilde mücadele etmekte. En azından otomasyonlara müsaade edilmemekte, oyuncuların hesap güvenlikleri için bir çok yöntem geliştirilmekte ve yasal platformlarda gerekli mücadeleler bu şirketler tarafından yürütülmekte. Bazı oyun şirketlerinin yaptığı gibi, söz konusu oyun hizmetlerinin, oyunun kendi resmi platformunda sağlanması ve sunuculardaki dengeyi bozmayacak ve oyuncuların oyundan alacağı zevki engellemeyecek şekilde yönetilmesi de bir tür alternatif çözüm olabilmekte.

Diğer yandan, sunucularını işgal eden botları, online oyuncu sayısına katkı olarak gören, “oyun hizmeti” alımı yapan hesapların sahiplerinin, aslında şirketin sunduğu extralar için de para ödeyen kişiler olması nedeniyle oyundan uzaklaştırılmasına karşı çıkan şirketler ise, doğrudan içinde olmasa bile oyuncular ve oyun sunucuları üzerinden asalak olarak yaşamını sürdüren bu şirketlerin ekmeklerine yağ sürmekte. Daha fazla kazanmak için “Alternatif Kaynak” arayışı içinde olan bazı firmaların bu tip gelir kapılarına yönelmesi de söz konusu olabilmekte.

Yetkili kurum ve kuruluşlar ülkemizde yeni olmasına rağmen hızla gelişen “oyun hizmeti” sektörünü yeterince tanımamasından olsa gerek, ekonomik boyutu konusunda net bilgiler olmayan bu dev pazarın mali yönden denetimi de yapılamamakta.

Dolayısıyla belli bir kesime kazanç kapısı olan söz konusu saadet zinciri; reeldeki sorunlardan uzaklaşmak, günün stresini atmak ve eğlenmek için online oyunlara yönelen insanlara, daha uzun süre stres kaynağı olmaya ve “oyun hizmetleri” ilgili firmalar tarafından gururla sunulmaya devam edilecek gibi görünüyor…

Kaynakça: OyuncununSesi.com

 

Posted in Oyun | Tagged , , , , | 8 Comments

Forum

Gerçek oyun severler için forumsuz oyun hayatı çok zordur. Forumları, yazılarla olmasa bile en azından forumlara girip bilgi akışını takip ederek değerlendirirler. Oyunlarla profesyonel olarak ilgilenen kişiler için de aynı şekilde oyuncularla forum üzerinden iletişim en önemli iletişim kanallarından biridir. Umarım ki yeni forumumuz ‘Oyuncunun Sesi’ http://www.oyuncununsesi.com/ bu işlevi başarıyla gerçekleştirecektir. Bu forumun herhangi bir oyun şirketiyle alakası bulunmamaktadır.

Keyifli forumlar dilerim.

 

 

Posted in Oyun | Tagged | Leave a comment

Hoş Geldiniz!

1 nisan 2011 tarihinden itibaren blog yazılarıma buradan devam edeceğim. Yazıların içeriği beklentilerin tersine oyun ağırlıklı olmayacak; ancak oyunlarla ilgili yazılarım da devam edecektir. Önümüzdeki haftalar içersinde blog yazarı olarak bazı katılımlar sonrasında çok katılımcılı bir blog olacaktır. Eski yazıların tamamını arşiv kısmında bulabilirsiniz. İlginiz için teşekkür ederim.

alabanda

Posted in Uncategorized | Leave a comment

Önemli Açıklama – GF ve alabanda

Sevgili Oyuncular,

hepinizin yavaş yavaş öğrendiği üzere Gameforge şirketinin Metin2, İkariam, Gladiatus takımları dahil birçok takımının büyük bir bölümü istifa etmiştir.

Bu istifalar takımların kendi kararları üzerine alınmıştır. Bana şirketten ayrıldığım bir yıldır sizlerden birçok email ve mesaj geliyor. Benim bu gelişmelerle, Gameforge şirketiyle, şirketin projeleri, sorunları veya şirket içersindeki gelişmelerle herhangi bir ilgim ve alakam bulunmamaktadır. Zaten böyle bir isteğim de olmamıştır, ki olsa şirketten ayrılmazdım.

Gameforge şirketiyle kurumsal olarak bir sakızlık ortak çalışmam bile bulunmamaktadır. Zaten oyun kalitesini bu kadar alt düzeyde tutan bir şirket ile de kurumsal olarak çalışmak kolay değildir.

Size görevini bırakan gönüllü 300 takım üyesi hakkında anlatılan masallara inanmayınız. Kendileri doğru bildikleri sebeplerden dolayı görevlerini bırakmıştırlar ki gerekli görürse açıklama da yaparlar. En son istedikleri konulardan biri ortalığın kızışmasıdır ve bu sebeple de fazla bir açıklama yapmamaktadırlar. Ayrıca şirket bu açıklamalara ne kadar izin verecektir, malum. Forum başlıkları açılmadan önce bile kontrolden geçiyorlar ve bu konularla ilgili başlıklara izin vereceklerini zannetmiyorum. Kendi açılarından bakınca bu konuda haklı sayılırlar. Bu benim de sizlere GF hakkında yaptığım son açıklamalardan biridir.

Ben de şahsen çok yakında bu blog üzerinden yazı yazmayı bırakıp tekrar oyuncuların arasına karıştığım farklı bir blog üzerinden devam edeceğim. Bu blog üzerinden yazmış olduğum son yazılarımdan biridir ve gizli tutulan, üstü kapalı bırakılmak istenen bir konu hakkında kısa bir bilgilendirmedir.

Oyun oynarken kaliteyi göz önünde bulundurmanızı ve vaktinizi bilinçli tüketmenizi tavsiye ederim.

Sağlıcakla kalın
alabanda

Posted in Oyun | Tagged | 38 Comments

Proje Durumu: Fliplife

Uzun bir aradan sonra yazdığım ilk yazı ve daha önce söz verdiğim şekilde Fliplife oyun projesi hakkında

Fliplife şu an çok zor ve bir o kadar da ilginç bir aşamadan geçiyor ve tabii ki oyunu yapan şirketin vizyonu doğrultusunda hedeflenmiş olan ürün, bu ilginç aşamanın temelini oluşturuyor. Web tabanlı oyunlar 2005’ten yani en azından 5 seneden beri uluslararası pazarlanmaya, ülke dillerine çevrilmeye ve abonelik modelinden item satış bazlı free-to-play modeline geçmeye başladılar. Online oyunların geçmişini ve gelişim hızlarını düşününce 5 sene çok uzun bir süre.

İş modellerindeki bu ‘geçmiş’ ve oyuncu kitlelerinin beklentileri halen web tabanlı oyun yapmak isteyen şirketleri sosyal ögelerin çok daha önemli oldukları oyunlar yapmaya zorluyor. United Prototype şirketiyse Fliplife oyunu ile sadece sosyal ögelere dayalı bir oyun değil, aksine hayatın bir parçası olan sosyal bir oyun yapmaya çabalıyor. Yani hedeflerinin oldukça büyük olduğunu iddia edebilirim.

Proje sorunsuz mu gelişiyor, hayır doğal olarak tam tersine. Bu sorunları oyunu şimdiye kadar test eden oyuncularımız da paylaştı ve paylaşmaya devam ediyorlar. Bu noktada beni eski projelerde de aktif olarak destekleyen  ve Fliplife oyununun bu beta test aşamasında vakitleriyle destek olan, oyun gelişimi konusunda yardımcı olan tüm ‘takım üyelerime’ teşekkür ederim.

Fliplife’ın güncel en büyük sorunları nedir?

1-    Oyuna yapılan eklentiler, bu eklentilerin sürekli ve düzenli yapılması ve bunun sonucunda ortaya çıkan ciddi genel oyun balansı sorunları. (Enerji, XP kazancı, partilerin ve çalışmanın önemi, Level yükselme vb.)

2-    Oyunun akıcılığı, yani her şeyden önce ‘gerçek’ bir oyun olma gereksinimi

3-    Test sürecinin bitimine 4-5 haftalık bir süre kalması ve bu süre içersinde oyuna eklenmesi gereken ‘meslekler’ ‘görevler’ , ‘eşyalar’, ‘takas borsası’ ve benzeri temel konular. Yani zamana karşı yarış. Bu tarz ciddi eklentiler test sürecinin sonrasına kalırsa, oyunun resmi başlangıcından sonra oyun dengesinde ciddi baş ağrısı yaratabilirler.

4-    Her oyun şirketinin her gün önüne gelen konu: Hedefler ve yapılabiletesi olanlar; bunların kararının verilebilmesi. Çok daha önemlisi yapılması gerekenlerin önem listesine konup, programcılar tarafından geliştirilmesi. Ve tüm bunların oyun dizayn, oyun geliştirme ve grafik takım üyelerinin arasında kordine bir şekilde yapılması. Bu son yazdığımı yapamayan şirketlerin tamamı başarısız olmaya mahkumlar. Bir oyun şirketinin ürün açısından elindeki en önemli kaynağı insan kaynaklarıdır ve bu kaynakların yönetimi uzun süreli başarısının temelini oluşturacaktır. (Hayır marketing değil! Marketing için ilk 30 gün boyunca her gün 20bin euro harcamalarına rağmen başarısız olan birçok oyun projesi biliyorum)

5-    Oyundaki sosyal özelliklerin geliştirilmesi: Sonuçta yapılmak istenen sosyal bir oyun ve bu bağlamda bu özelliklerin hem işlevsel hem de oyuna entegre olması gerekiyor.

Geri dönüp listelediğim temel sorunlara tekrar bakınca bunların ne kadar ciddi sorunlar olduğunu atlamak imkansız. Ancak oyunu geliştiren ekibe inanıyor ve şirketin vizyonunu oyun sektörü açısından çok heyecanlı buluyorum. Oyun ekibi sorunların bilincinde ve önemini anlamış. Bunun için de önümüzdeki aylarda da bu projeyle ilgili çalışmalarıma devam edeceğim ve şubat 15 itibariyle de oyunun test aşamasının sonlandırılacağını tahmin ediyorum.

Posted in Oyun | Tagged | 2 Comments

Webrazzi Summit Gerçekleşti

Sosyal oyunlar ve uluslararası pazarlama penceresinden

Geçtiğimiz hafta İstanbul’da kısmen de olsa internet sektörünü bir araya getirebilen güzel bir konferans oldu. Bizler de konferansa konuşmacı olarak katıldık ve bize ayrılan zamanın ilk diliminde Fliplife projemizi tanıttık. İkinci kısımdaysa Fliplife projemizi baz alaraktan hem sosyal oyunlar ve gelecekleri konusunda hem de internet reklamcılığındaki yeni iş modelleri konusunda güzel bir söyleşiye katıldık.

Böyle buluşmalar sektör için çok önemli bir adım olduğu için, bu organizasyonu gerçekleştirenleri; yani Webrazzi ekibini tebrik etmek gerekir. Kendi açımdan bakacak olursam, sosyal oyunlar ve gelecekleri hakkındaki düşüncelerimi rahatça paylaşabileceğim güzel ve ilgili bir katılımcı kitlesi vardı.  Söyleşi sonrasında Türk GAMESTER şirketinin sorumlularından Onur Kırıcı ve Volkan Taban ile Townster oyununu, sektörün durumunu, sorunlarını ve yapılması gerekenleri konuştuk. Konuşmamız belki sadece 15 dakika kadar sürmüştür ancak dilimden anlayan ve konulara bakış açıları ile işlerine çok hakim oldukları izlenimi veren genç üreticilerle konuşmak çok hoş oldu.

Konferanstaki söyleşimiz sırasında Özer’in (Kopdur) de benim de üzerinde ısrarla durduğumuz konulardan biri de şirketlerimizin şimdiye kadar çok lokal düşünmeleri, gerek ürün gerekse pazarlama bazında uluslararası piyasaya açılmaktan çekinmelerinin beraberinde getirdiği sıkıntılardı. GAMESTER şirketinin bu sorunların farkında olması ve kendi programlarına uygun bir plan ile yavaş yavaş yurtdışına açılma projeleri ise umut verici. Kendilerinin de projelerinde başarılı olmalarını diliyoruz.

İnternet üzerinden geliştirilen yeni iş modellerine baktığınız zaman, genelde yurtdışından kopyalanan fikirleri veya yabancı şirketlerin Türk şirketleri üzerinden kendi konseptlerini burada uyguladıklarını görüyorsunuz. Bu durum alışveriş siteleri için de, eğlence ve oyun siteleri için de geçerliliğini halen koruyor. O zaman bu noktada hep beraber bir hata yaptığımıza emin olabilirsiniz. Ne derseniz deyin kendi ürünlerimizin veya fikirlerimizin uluslararası pazarlamasının şu anki kadar kötü olması gerekmiyor. Klasik dağıtım ve satış kanallarının tıkadığı diğer birçok sektörde yaşanan sorunlar çevrimiçi iş modellerinde bulunmuyor. Önümüzdeki engellere bakacak olursak yurtiçinde monopol pazar dağılımlarının girişimci ve yatırıcımların önündeki en büyük engel olduğunu iddia edebilirim. Pazar paylarının en fazla ne kadar olabileceği ve hangi oranlardan sonra hangi branşlarda şirket birleşim veya satın almalarına izin verilip, verilmeyeceği Avrupa Birliği tarafından çok net olarak ifade edilmiş durumdadır.

Eğer ki kıstırıldığımız Türk internet pazarından çıkmak istiyorsak öncelikle bu zincirlerin kırılması gerekmektedir. Bu zincirler hem yeni girişimcileri engellemekte hem de mevcut holding ve büyük şirketlerin elde edebilecekleri gelirleri olumsuz olarak etkilemektedir. Bunun çok ötesinde tüketicilerin alabileceği hizmet ve ürün kalitesini düşürmekte, fiyatları suni olarak belirlemektedir.

Bu koşullara rağmen asla ama asla vazgeçilinmemesi gereken esas konu vizyonun kendisidir. Şartlara göre vizyon değiştirilmez. Vizyon kalır ama strateji değişir, yollar değişir. Koşulları zorlaştıran bir diğer konu da kilit konulardaki personel açığı sorunudur. Bunu kısa süreli aşmak hem uzun vadeli geri tepme yaratacak mali yük hem de o kısa sürede aşırı yükleme yapılacak belli kişilerin orta vadeli süre içersinde kaybedilmesine yol açacaktır. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim şekilde oyun sektöründe Orta Doğu Teknik Üniversitesinde yapılan çalışmalar diğer üniversitelere de yayılmalıdır. Özellikle tecrübeli sektör çalışanlarının birikimlerini arkadan gelen yeni nesle aktarılması sağlanmalıdır. Her zaman inandığım, mali kaynak yaratmanın insan kaynağı yaratmaktan çok ama çok daha kolay olduğudur. Altyapı! Gelecek ve vizyonlar. Bu konular üzerine yoğunlaşmamız gerekmektedir.

Sadece inanmak yetmez, çok ciddi çaba harcamak da gerekir.

Posted in eTicaret | Tagged , , , | 5 Comments

Fliplife! Yer misin, içer misin?

Oynarım. http://fliplife.com adresinden Türkiye seçeneğiyle…

Fliplife…İsminin ilk f harfi büyük, kalan harfleri küçük yazılan web tabanlı yeni sosyal online oyunumuz. Sosyal olmayan online oyun var mı? Var tabii ki. Sosyal demek Facebook mu demek? Facebook sosyal olabilir ama sosyal demek Facebook demek değil tabii ki.

İnternet sektöründe kalıp da online oyun olmadan devam edemez miydim?  Beni tanıyanlar online oyunlardan kopmamın çok zor olacağını bilirler. Fliplife projesi ve projeye katıldığım zamanlarda bu oyunu zaten geliştirmeye başlamış olan firma ile yürüttüğüm ortak çalışmalar bu kararımı pekiştirdi. Açıkçası uzunca yıllar bu sektöre yıllar önce giriş yapmış olan ve 7 sene içersinde sektörün büyük ama ciddi sorunlu firmaları arasına girmeyi beceren bazı şirketlerdeki tecrübelerimden sonra konu hakkında bazı şüphelerim vardı. Yani istek sorunu…

Fliplife bu şüpheleri aldı götürdü. Bu oyun bu kadar mı güzel? Sorunun cevabı beklentilerinizde saklı ama gerçek olan bir nokta var ki, Fliplife projesi ne olursa olsun, 5 sene içersinde nerelerde olursa olsun online oyun dünyasına önümüzdeki seneler içersinde damga vuracak web tabanlı – dikkat: sosyal platform oyunu demiyorum – sosyal oyunlar furyası içinde öncü olacaktır. Ortalık ben oyun yapımcısıyım diye dolanıp, sürekli Facebook tabanlı oyunlar yapan, bunu oyun yapımcılığı zanneden ve mantar gibi çoğalan şirketlerle doldu. Sonuç olarak benim için zamanında OGame ne idiyse Fliplife da o olacaktır, yani zamanının amiral gemisi.

Şu haliyle mi? Hayır. Şu anki seviyesinin üzerine 3 aylık bir çalışma eklediğimiz zaman, öncelikle kıvamına gelecektir. Fırını zaten açtık, altyapısını da hazırladık. En geç 2011 nisanında, yani bundan 5 ay sonra herkesin dilinde olan bir oyun olacaktır. Şu an henüz bebek ve emeklemeye bile tam olarak başlamadı. Açıkçası ben bu süreci kaçırmak istemedim.

Sizi oyuna girdiğinizde ilk bakışta kendinizce ayarlayabildiğiniz avatarınız, seçtiğiniz sanal mesleğiniz, yapacağınız sosyal aktiviteler, davet ettiğiniz arkadaşlarınız ve tanımadığınız diğer Fliplife sakinleri bekliyor olacaklar. Tüm bunlar göze ilk bakışta olduğu gibi oyuna eşlik eden tüm süreç içersinde de hoş ve rahat bir dizayn içersinde sunuluyor. Tüm bunların bir oyunun başarısı ve heyecanı için yetersiz olduğunu düşünecek olursanız da size kimse hayır demeyecektir; tam tersine size oyunun teknik ek özellikleri ve şirket yönetiminin kuruluşun ilk gününden beri her zaman söylediği şeffaf ve dinamik diyalog içersinde niye yetersiz bulduğunuz ve neler yapılması konusundaki görüşleriniz sorulacaktır.

Fliplife hayatın kendisi gibi sürekli değişim gösteren bir oyun konsepti ile yola çıkıyor. Dinamik oyun dengeleri ve klasik oyun geliştirecilerinden alışık olmadığınız hızlı ve düzenli oyun içerik eklentilerini burada yaşayacaksınız. Ve Fliplife içersinde uluslararası lokalizasyon sadece oyun metinlerinin çevirisi ile sınırlı kalmayacak. Bir Türk oyunsever olarak bu kısmı yani uluslararası lokalizasyonu beni ilgilendirmez diyebilirsiniz ancak sektör içersinden biri olarak üst yönetim kurulundaki üç kişiden birisi ve iki danışmanı Türk olan bir şirketin böyle bir başarıya ulaşabilmesine çok büyük önem verdiğimi belirtmek durumundayım.

Fliplife hakkında yazacaklarım bu yazı ile sınırlı değil. Sizleri de bekliyoruz.

http://fliplife.com

Keyifli Oyunlar

Posted in Oyun | Tagged , , , | 6 Comments

Avrupa Konseyi Siber Suçlar Sözleşmesi

23 Kasım 2001’de Budapeşte Konvansiyonu olarak imzaya açıldı

ve şimdiye kadar 43 ülke tarafından kabul edildi; Türkiye ise henüz imzalamadı. Bu sözleşmenin açıklandığı haliyle üç temel amacı bulunuyor. Bunlar siber suçların katılımcılar arasında ortak tanımı, bu suçların soruşturma ve kavuşturma yöntemleri ile uluslararası işbirliği yollarının işlenmesi.

Bu ortak siber suç tanımlarıysa geniş anlamlarıyla 4 kategoriye bölündü. Sanal hırsızlık, sanal saldırı, kimlik yanıltması, sahtekarlık gibi konularda ülkeler arasında fikir bütünlüğü olmakla beraber iki kategori konusunda bazı sorunlar yaşanmaktadır. Bu iki kategoriden bir tanesi fikri mülkiyet hakları ve ihlalleri konusu, diğeriyse içerikle ilgili ihlal konusudur.

Türkiye açısından esas sorun teşkil eden konu tahmin edebileceğiniz şekilde içeriklerle ilgili ihlal konusudur. Bu konuda sorunsuz olarak uluslararası suç olarak kabul edilen tek konu çocuk pornografisidir. Diğer konulardaysa düşünce özgürlüğü, sansür,  demokratik ortam ve benzeri tartışmalar kapsamında sürekli görüş ayrılığı çıkmaktadır.

Bu noktada her ne kadar bazı itirazlarımız olsa da bu sözleşmenin imzalanmasını geciktirmenin ülkemizde olsa olsa dolandırıcılara faydası vardır. Yapılması gereken bu dört kategoriden üçünün direkt olarak kabul edilmesi ve ulusal kanunlara yani 5651 ile onu destekleyen 3 yönetmeliğe uygun şekilde içerik kapsamlı suçlar kategorisinde Türkiye için özel statü alınmasına çalışılmasıdır. En azından bu şekilde çok önemli olan ve aleyhimize işleyen vakit kaybı engellenebilir.

Tüm bu uluslararası çabalara paralel olarak acilen iç hukuktaki eksikliklerin giderilmesi gerekiyor. Konu sadece kanunları yapmakla kapanmıyor, bunları uygulayacak ve ihlallerini değerlendirecek uzmanların da yetiştirilmesi gerekiyor. Futbolda sıkça kullanılan altyapı sorunumuz burada da karşımıza çıkıyor. Ülke olarak bu konuda çok ciddi sorunlarımız ve mahkemelerimizin önemli eksiği olduğu için de ilk süre zarfında eğitim ile kalıcı çözüm üretilene kadar belirli şehirlerde sadece siber suçlar ile ilgilenen mahkemelere ağırlık vermemiz gerekiyor.

Çıkarılan ve çıkarılacak olan kanunlar içinse artık kabul etmemiz gereken bir gerçek var, ki o da bu ülkenin müstehcenlik anlayışını, kültürel değerlerini ve sosyal değerlerini hiçbir şahsın, kurumun veya partinin belirleyemeyeceğidir. Bunlar ne derlerse desinler, ne yaparlarsa yapsınlar Türkiye farklı mezhepleri, dinleri, ateistleri, inançları, kültürleri ve sosyal çevreleriyle geniş bir mozaik olarak kalacaktır. Hiç kimsenin hiç kimseye kendi değerlerini dayatma hakkı bulunmamaktadır. Örnek verecek olursam başkası için müstehcen olan bikini reklamı benim için hayatın bir parçası, hatta işim veya sadece hoşuma giden basit bir ayrıntı bile olabilir; bu kimseyi ilgilendirmez ve kimsenin de bunu netten silme hakkı bulunmaz. İnternet insanların baskı altına alınıp, üniversitelerde olduğu şekilde sivil polis sokularak susturulmaya, engellenmeye ve belirli düşünce grupları altında kontrol altına alınmaya çalışıldığı bir ortam olmaktan uzak tutulmak zorundadır; üniversitelerin durumu üzücü başka bir konudur.

Ve bu konularla alakalı sorunlarda karar yetkisi mutlaka ama mutlaka uzmanlarda olmalıdır. Yargı bağımsız kalabildiği sürece bu tarz konulardaki kararlar da bağımsız kalacaktır. Sözleşme kapsamında uluslararası olarak kabul edilen ve tartışma götürmeyen bahsettiğim diğer kesin suçlardaysa uygulama mahkeme kararı beklenmeden, yargıyı meşgul etmeden Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yapılmalıdır. Şu an direkt kapatma kararları Tib tarafından alınmaktadır. Yani siber suçlar konusu iç hukukta  iki farklı kategori altında değerlendirilmeli ve yetkilendirilmeler buna göre yapılmalıdır.

Ne olursa olsun Türkiye’de acilen kişisel verilerin korunmasıyla ilgili detaylı yasalar çıkartılmalı ve uygulanmalıdır. Ek olarak da iç hukukta yeni düzenlemeler yapılmalı, Budapeşte konvansiyonu konusunda hızlı bir çalışma yapılıp, imzalayan ülkeler arasına katılınmalıdır.

Posted in Makale | Tagged , | 1 Comment

Facebook Yasağı

Yasakların neresindeyiz? Yasak sebeplerini tartışmaya başlamadan önce hukuksal dayanağı hakkında

Aylardır dillendirilen bu konuda karar için son aşamalara gelmişiz gibi gözüküyor; aksi taktirde bu konunun basına bu kadar net yansıması ve ekranları saatlerce meşgul etmesi mümkün olmazdı.  Bir Türkiye klasiği olarak konunun ekranlara gelmiş olması, içeriğinin tam olarak anlatılmış olması anlamına gelmiyor. Dolayısıyla konu tek, gerçek çok, tartışmalar yüzeysel. Aslında verilere dayalı bilginin tek ve bu bilginin yorumunun çoklu olması gerekirdi.

2007 senesinde kabul edilen 5651 Nolu Kanun ile internet ortamında yapılan yayınlarla ilgili önemli bir kanun çıkarıldı. Kanunlar ne olursa olsun; yapılan tartışmaların mevcut hukuki dayanaklar üzerine yapılması gerekir. Sonrasında çıkarılan sonuç anlamsız veya zararlı olacak olursa; ancak o zaman o kanun hakkında yeniden düzenleme yapılması düşünülebilir. Kanuna dayalı durumda hatalı sonuç çıkamaz; çünkü sonucun dayanağı olan formül zaten verilmiştir ancak bu dayanağın temelleri üzerinde değişiklik yapılabilir. Sonucun kendisinde oynama yapacak olursanız, bu sonuca dayanarak muameleye tabi tutulmuş diğer insan ve kurumlara haksızlık yapılmış olunur.

Fazla detayına girmeden bu kanunun maddelerini inceleyecek olursanız sadece içerik sağlayacının yetmediğini aynı zamanda bir ‘yer sağlayıcı’ gerektiğini görürsünüz.  8. Madde suçlar ve yayına erişimin engellenmesi konusunda açıklama yaptıktan sonra 9. Madde ile itiraz hakkı konusunda bir düzenleme yapılmıştır. Zaten Facebook gibi yabancı şirketlerin platformları konusundaki sorunlarda bu noktada başlıyor. Bu sorun sadece Facebook ve Youtube sorunu değil, Türkiye’de faaliyet gösteren tüm yabancı şirketleri ilgilendiren bir konu. Ve başka konu başlıklarının karıştırılmasına engel olmak için: Bu kanun sadece yayın hususunu düzenliyor; vergi ve benzeri konuların cevaplarını burada aramamak lazım.

İster eğlence sitesi olsun, ister oyun sitesi olsun, ister sosyal platform olsun; ne olursa olsun Türk makamları yabancı şirketlerin peşinden koşmak zorunda değiller. Benzer sorunları Almanya’dan faaliyet gösteren oyun şirketleri de yaşıyor ve aynı sorunlarla onlar da yüzleşecekler, hatta bazıları çok ciddi şekilde yüzleşmekteler. Yabancı bir şirket Türkiye’de faaliyet göstermek istiyorsa, şube açmayacak olsa bile yer sağlayıcı hizmeti almak zorunda.  İçerik sorunları, tüketici şikayetleri, yasal şikayetler ve sonrasında oluşan süreçte ilgili yetkililer bu yer sağlayıcı hizmetini sağlayan Türk kuruluşlar ile temasa geçerler. Bunların olmaması durumunda ilgili konular bir süre bekletilir, bazı özel durumlarda yabancı şirketin merkezi ile irtibata geçilir ama onun da gerçekleşmemesi durumunda kanun hükümleri uygulanır. Bu hükümlerin uygulanması konusunda Türk tüketicinin başvurması gereken yer kendi yerel tüketici hakları olmalıdır.

Bu yerel hizmetleri alma konusunda her yabancı şirketin başka çekincesi oluyor. Online oyun şirketleri genel olarak bu hizmet ile vergi sorunu yaşar mıyız, gelirimizin bir kısmını Türkiye’de ödemek zorunda kalır mıyız endişesi yaşarken, Facebook gibi platformlarsa daha çok içeriğe karışma, katılımcılarının kişisel verilerinin tutulması gibi konularda endişe duyuyorlar. Örnek verecek olursak birçok Avrupa ülkesinde platformlar üzerindeki kişisel verilerin 3 ay boyunca saklanması uygun görülürken, Türkiye’deki yer sağlayıcılardan talep edilen saklama süresi en az 6 aydır.

İnternet ve sunduğu imkanlar çok geniş olmakla beraber, bu imkanların sunulması, değerlendirilmesi ve yayılması konusunda dünya çapında düzenlemeler gerekiyor. Türkiye’de yaşanan internet içerik sorunları daha çok politik içerik gibi belli başlı konulara tıkalı kalmakla beraber, ilerki yıllarda çok farklı sorunlarla karşılaşacağız. Almanya gibi internet konusunda bizden daha ileri bir ülke bile halen denetim sorununu çözemedi, çözmesini geçtim bazı konularda neresinden başlayacaklarına karar veremediler. Özellikle ticari anlamda internet üzerinden sadece ithal eden bir ülke olarak artık ciddi hazırlıklar yapmamız gerekiyor, ki internet bizleri veya kurumlarımız interneti kullanmak isteyen bizleri yutmasın.

Posted in Makale | Tagged , | Leave a comment